1OL Civelek

1OL Civelek

Deplasman Tribünü
[email protected]

Karne

22 Ocak 2022 - 11:31

Dün karne günüydü, çocuklarımızın karneleri dağıtıldı. Koronavirüsün 2019-2020 Öğretim döneminden beri uzaktan almaya çalıştıkları eğitimin peşine 2 sene sonra okullarda aldıkları yüz yüze eğitim notlarını açıklandı dün!

Tüm dünyanın insanları nasıl zorluk çektiyse hayatlarının gelişim döneminde de çocuklarımızın çektiği sıkıntıları an be an gördük. Bir yarışın içindeler ne yazık ki. Bir koşuşturmanın içine sokuluyorlar. Bak bilmem kimin çocuğu şu kadar not almış!” “Bak bilmem kimin çocuğu şöyle yapmış” gibi kıyaslamalar içinde çocukların anlamsız bir hedefin içine formatladığı bir hayat aşılıyoruz bünyelerine maalesef...

Benim kızımın adı Cemre, hayatımın öznesidir kendisi. O’nun etrafında kurmaya çalıştığım imlalarla bir hikaye yazmaya çalışıyoruz. Bazen ünlemli, bazen imla hataları da yaparak. Bazen virgüllü, bazen de üç noktası bolca; ki bitmesin diye o satırlar. Ancak şu koronavirüs döneminde sayfasına yazmakta zorlandığım satırlar da oldu her ebeveyn gibi...

Cemrecik şu anda ortaokul 3’e gidiyor. Yani zamane deyimiyle 4+4+4 gibi futbol düzeni gibi bir sistemin içinde 7. sınıf öğrencisi. Hani askerliği 18 ay yapmış olanlar iyi hatırlar; 550 gündür 18 ay. Şafak karalamaca kartları da vardı her askerin; 550 kutulu ufak cep kartlarıydı onlar. Her gün bitimi bir kutuyu karartırdın. 550’den başlardı, 1’de biterdi. İlk 5, ikinci 5 ve sondaki 0 görünümlüydü. İlk beş ve sondaki sıfır bitmek bilmezdi. Ortadaki beş çabuk biterdi, çünkü aradaydın! Alışmıştın oraya, unutmuştun özgürlüğü. Öncesi ve sonrasının arasındaydın. Stabil bırakmıştın kendini akışına. Son aylarda ise özgürlüğü bekler olduğundan akmazdı günler...

Buna benziyor işte Cemreciğin hikayesi de. Ortaokul 1’deki sene çok önemliydi O’nun için o ilk sene. Level atladığını düşünüyordu genç kızlığa. İlkokul 4 ile ortaokul 1 arasında sadece 3-4 ay vardı halbuki. Mayıs sonu biten, Eylül’ün ortasında başlayan bir yaz tatili arasıydı oysa bu. Cemrecik ilkokuldayken çocuktu. Şimdiki haline bakınca gayet de normal olduğu gibi çocuk gibi çocuktu! Beklediğim ancak çok da şaşırarak gördüğüm süreç, ortaokula başlayınca aleni şekilde ortaya çıktı bir anda. Level atladığını O da farkında biliyorum. Ancak aramızda çatışmalar başlayınca çekincelerim fazlalaştı. Bunun ismi ergenlikti. Halbuki sadece birkaç ay mesafedeydi çocukluğuna; ilkokuluna. Dönem ortalaması 65-68 arası gidip gelmişti ortaokulun ilk aylarında. Çıldırdı. Dedim sakin ol! Dinlemedi hırs yaptı. İlkokulu takdirle bitirmişti çünkü. Hani herkese peynir ekmek gibi dağıtılan takdir ve teşekkürlerden kızım da almıştı öncesinde. Direndi, çabaladı 70’in üzerine çıktı bir şekilde not ortalaması. Teşekkür almıştı sömestre girerken, mutlu olmuştu artık...

Sonrasında ikinci dönem koronavirüs laneti sardı bir anda tüm dünyayı. Tüm dünya şaşkın ve trajikomik paniklikler yapmaya başlamıştı. Marketten alınan sebzeler dahil tüm ürünleri sabunlu suyla yıkayanlardan, tuvalet kağıtlarıyla deliklerini tıkayanlara kadar eğlenceli görüntüler de yaşanmıştı. Kriz içinde çözümler yaratmaya çalışan yetkililer EBA TV denilen bir uzaktan eğitim sürdüler yürürlüğe. Ayrıca okuldaki öğretmenlerin de katıldığı canlı eğitimler de vardı. Ancak uzaktan! Uzaktan kumanda olur ama uzaktan eğitim olmaz. Uzaktan aşklar yaşanır ama uzaktan öğretemezsin bilgileri. Dediğim gibi sadece çocuklar için değil herkes için kaybedilmiş yıllar olarak yazılacak o gördüğümüz sıradışı günler. Evinde bilgisayar olmayan, evinde internet olmayan aileler ne yapacaktı bu durumda? Adil değildi! Hem adil de olsa çocuklara ne faydası olacaktı; muamma ve hengameydi o süreç! O dönemde bir repliğe şahit olmuştum; ders sırasında evi sessizliğe bürüyüp, Cemrecik salonda, bizler arka odalarda kendimize sessiz meşgale yaratmıştık. Salona kafamı uzattım, derste sanıyorum, kaş göz işaretleriyle "Ders nasıl gidiyor?" diye sordum. Cemre de konuşarak "Rehberlik hocasını bekliyoruz." demişti. Yanına oturdum dakikalarca bekledik hanımefendinin lütfetmesini. Belki de bir AVM'de lattesini içiyordu kim bilir! Belki de unuttu ders olduğunu ailelerle birlikte onlarca kişinin ders için hazırlandığını da bilmeden. O sırada sınıftan bir arkadaşı "Ben dersten çıkıyorum, bilmem ne oyununa giriyorum, sen de gel!" diye yazınca bizimki de çat diye çıktı dersten ve oyuna girdi. Sadece öğrenciler değil, aileler de ders sırasında pozisyonlarını değiştirmişti o dönemde. Kimi borç harç bilgisayar alıyordu, kimi de yeni internet abonesi oluyordu. Uzaktan sadece davulun sesi hoş geliyordu, öğretmenin sesi değil. İnternetti, Tiktok’tu derken hareket etmeyen bir beden, gelişmeyi reddeden bir birey olmuştu birden o periyotta. Ergenliğe adım attığı döneme de denk gelince inadı, asiliği gibi faktörlerle karşımıza çıktı ve halen de sürüyor. Fiziksel değişimleri arttıkça, davranış değişikliği, hal ve mimik farklılıkları gözümün önünde yenileniyor. Her ebeveynin şaşırdığı gibi dünkü sevimli çocuklarımız şimdi gençliğe adım attığı ilk günlerde hayret ettirterek şaşırtıyor. 12 yaşını bitirmiş bir birey şu anda ancak daha dün gibi, doğduğu günden sonraki her anı kare kare hafızama yer etmişken, bu günlerde yepyeni bir oluşum içindeyiz. Evet büyüyor. Bu yaşına kadar bi ton hikayeli günler geçirmiştik. Bundan sonra da ne olur bilmiyorum ancak ilginç bir zaman dilimi yaşıyoruz şu geçiş döneminde...

Benim ev Feriköy’de. Okulu da Nişantaşı’nda Cemreciğin. Devlet okulunda okuyor. O okulda okumuyor sadece. Semti de okuyor. Oradaki yaşamı da okuyor. Vitrinleri de okuyor. İnsanları da okuyor. Farkındalığı okuyor. Kendini okuyor. Kim olduğunu, kim olmadığını okuyor. Kapasitesini okuyor, yeteneğini okuyor. Arkadaşlarıyla kendini koyduğu terazileri de okuyor, umursamadığı mimikleri de okuyor. Özgüveni oluşuyor, karakteri oluşuyor...

Dün karne günüydü ve karnesi beklediğim gibi zayıflar doluydu. İnanılmaz mutlu oldum karnesinde zayıfları görünce. Olduğu gibi, hakettiği notları görünce eksiklerinin üstü örtülmeden altlarının vurgulu çizilmesine sevindim. Evet kızımın başarısız karnesine sevinen bir babayım! Nereye odaklanacağımızı gördük, nerelerde yoğunlaşacağımızı öğrendik...

Karne bir araçtır hayat yolunda. Ebeveynlerin evlatlarında görmek isteyeceği gibi Başöğretmen Atatürk’ün izinde yürümesi ile merhametli olması, saygı ve sevgi dolu, dürüst ve güler yüzlü olması, neşeli ve eğlenceli davranışlarıyla sağlıklı ve başarılı olması öncelikli karne notudur gelişimi için...
Varlıklarına teşekkür ettiğimiz sürece takdir ve teşekkürü okuldan alsa ne olur almasa ne olur!

YORUMLAR

  • 0 Yorum