1OL Civelek

1OL Civelek

Deplasman Tribünü
[email protected]

Restoran kupası

19 Kasım 2022 - 15:54 - Güncelleme: 19 Kasım 2022 - 15:56

Dünya Kupası serüveni başlayacak pazar günü…
Nerede? Katar’da!
Hem de klasik yaz mevsiminde değil de ülke liglerinin sezonların ortasında!
Ey petrol! Ey kapitalizm!

Bengay adında mentol kokulu krem sürerdik gençken baldırlarımızdaki kaslarımıza, adalelerimizdeki lifler yumuşasın diye, kopmasın diye…
Şimdi petrol sürülüyor o kaslara…

Maradona tüm rakibi ipe dizerken televizyon karşısında biz de sehpalar arası çalım atmıştık hipnoz gibi…
Şimdi petrol kokusu hipnozite ediyor dünya futbolunu…

Meksika Dalgası isimli bir tribün akışına şahit olup yaşamışken, şimdi de Katar hükümeti Dünya Kupası’na ilgi yok diye komşu fakir ülkelerden transfer ettiği göçmenlere günlüğü 10 dolara, günlüğü 750 bin dolara yaklaşan gelir kazanan Mbappe’yi destekle diyor!
Petrol kokusu gazıyla…

Messi ve Ronaldo rekabetini ön planda tutarak, olası Arjantin - Portekiz finali hesapları yapılıyor petrolün fışkıran cevherinde!

Şimdiiii…
Restoran sektörüyle futbolun birbirine benzerliklerini kurcalayalım!
Beni bilenler bilir ki ben futbolcu olamayıp restorancı olmuş biriyim! İçimdeki uktedir futbolculuk. Ancak restorancılıkla futbol dünyasının fotokopi gibi betimlemelerini yazmak isterim şu dönemin Arap dünyasına da dokundurarak!
İş ilanı görmüştüm “Restoran Müdürü” başlıklı bundan birkaç ay önce. Emirgan’da sahilde. Kramponlarımı, konçumu, formamı giyip gitmedim tabii ki, giydim takım elbisemi gittim randevulaştığımız saatte. Karşılıklı avantajlarımızı birbirimize anlattık görüşme boyunca. Ben alacağım ücretten, onlar da benimle çalışacakları için gülümseyerek kahveleri söyleyerek devam ettik tokalaşmaya. Sanki kurban bayramındaki pazarlaşma gibi. Ama son dakika gol yedim ki, maçı kazandığımı sanmıştım halbuki. Dediler “Arapça biliyorsun di mi?” Kalakaldım. Dedim “Arapçanızın A’sına koydurtmayın!”
Evet Katar’dan kata kata gündelik hayatımıza girmiş bir petrol kokusu hakim Boğaziçi kokusunun da üstünü sarmış…

Nerden nereye…
Daha dün Ronaldo’ya tapan futbol dünyası bir anda yaşından dolayı tu kaka yapmışken, kulüp başkanlarına benzettiğim mekan patronlarının da yaşı geçmiş restoranlarına türlü türlü mülakat yaparak kadro dışı bıraktığı yıldızıarı da görmeye başladık…
Az yetenekli ama az maaşa kabul gören yeni jenerasyon yüzünden restorancılık kalitesi yerlerde şu an! Az maaş verip çok gol atacağını düşünüyor maalesef mekan sahipleri! Skor tabelasını değiştiremeyecek kişilere dükkan yönetimi vererek hem kaçağın önünü alamıyorlar, hem de göze hoş gelen oyunu tribünlere yansıtamadıkları için birkaç sezon sonra kepenk indirip iflası açıklamak zorunda kalıyorlar. Mesleğin cilvesi bu! İyi topçu maç kazandırır, iyi personel de sana ciro kazandırır…
Yılmaz Vural gibi üstad adamlar halen boştayken Volkan Demirel gibi çaylaklarla macera peşinde koşan kulüp başkanlarının yaşayacakları sonu hüsranla biten hikayeleri yaşadı mekan sahipleri…
Engin Baytar gibi yetenekli ve maç kazandıran topçular gibi özel hayatı sallantıda olanların saha içindeki şovlarını da göremediler hem kulüp başkanları hem de restoran sahipleri…
Sergen Yalçın’ın Bayern Münich’e transferinin olmaması sebepleri gibi biraz da bizim sektör. Bir bakmışsın Etiler’de, Boğaz’da, Nişantaşı’nda on numara kaliteli restoran/bar’da çalışırken Siirt Jetpa gibi bir dükkanda buluvermişsin kendini…

Çok sebep ve çok hak yiyiş var restoran ve futbolda…
Kimi kulüp başkanının ayakkabısını boyayarak kariyer yapar, kimi de Alex gibi umrunda olmadan Aziz Yıldırım’ın karlısında bacak bacak üstüne atarak kariyerini tüketir…

Dünya Kupası’ymış…
Katar’daymış…
Katar futbola sadece para katar!
Komşuları dahil!

YORUMLAR

  • 0 Yorum