Bedirhan Dökmeoğlu

Bedirhan Dökmeoğlu

[email protected]

Yunan Tuhaf Dalgası: Acıdan duyulan haz ve acıya bağımlılık

13 Şubat 2021 - 11:17

Oiktos / Pity / Zavallı

Bazıları için birinin ona acıması korkunç hissettirir, bazıları için ise bu bir yaşam biçimidir. Birileri acıdıkça hayat daha kolaylaşır sanki, birileri acıdıkça haz almaya başlanır, o haz morfin gibidir, dozu arttırıldıkça karanlık bir kuyunun dibine doğru yol alınır.



Yunanistan’daki ekonomik kriz her alanı etkiledi. Bu alanların başında da sinema geldi. Yaşanan zor günler ve çekilen acılar bir akımı güçlendirdi, şekillendirdi. Yunan Yeni Dalgası, diğer tabiriyle Yunan Tuhaf Dalgası, sıkı takipçileri olan güçlü ve farklı bir anlatım tarzına sahip. Ülkemizde ve dünyada akımın başını çeken kişi Yorgos Lanthimos ve senaryolarında izi bulunan Efthymis Filippou. Özellikle “Kynodontas / Dogtooth” filmi Yunan Tuhaf Dalgası’nın en iyi örneği olarak gösterilir. Filippou’nun senaryosunda yer aldığı “Zavallı” da ise yönetmen koltuğunda Babis Makridis oturdu. Acıma duygusunu merkeze aldıkları filmde akımın güzel bir örneğini sundular. Lanthimos filmlerine benzeyen “Zavallı” bazı noktalarda da ayrı düşüyor. Anlatıda absürtlük dozu Lanthimos’a göre daha az.



Otomatik perdenin açılması ile cenneti andıran bir manzara, masmavi gökyüzü ile birleşen mavinin farklı bir tonu. Beyazın hakim olduğu, lüks bir dairede gözyaşları ile bir avukat bizi karşılıyor. Samimi bir ağlama mı, mekanik bir ağlama mı, otomatikleşmiş bir eylem mi? Gidip geliyoruz bu düşünceler arasında. Karısı komada olan bir avukatın acıyla bütünleşen ve acıyı hayatının merkezine aldığı anlatıda orantısız bir bağımlılık var. 



Avuta karısının durumundan dolayı herkes şefkat gösteriyor. Buradaki şefkatten kastım melodramlarda olan tarzda değil, stabil mekanlarda, orantılı kamera hareketleri ve çerçeveler ile mekanik oyuncuların gösterdiği bir şefkat. Yakın planlarda mimikler yok, soğukkanlı, neredeyse duygusuz oyunculuklar bunlar. Üst komşunun getirdiği portakallı kek, kuru temizlemecinin indirimi, arkadaşlarının ilgisi avukatın bugüne kadar pek tatmadığı bir sevgi gibi. Bu acıma duygusundan gelen sevgi onu bağımlı hale getiriyor. Öyle ki mutluluğa karşı nefret duyuyor. Güzel olan her şeyin karşısında yer alıyor. Çünkü acı onun artık hayati gerekliliği, merkezi, olmaz ise olmazı. Oğlu piyanoda neşeli bir parça çaldığında, karşısına çıkıp komada olan karsına yazdığı ağıtı seslendiriyor, oğlunun piyanodaki başarısına dahi katlanamıyor, kaderci bir tavırla oğlunun parmaklarının küçük olduğunu söylüyor, yeter ki oğlu başarılı olmasın. Hayatlarında güzel bir şeyin peydah olması ona duyulan acıya son verecektir ve bu avukatın isteyeceği en son şeydir. 



HER YERDE ACIYI ARAMAK
Filmde avukatın düşünceleri ile kesişen siyah ekrandaki yazılar da filmin anlatısını güçlendiriyor. Kırılma noktalarının mesajlarını bu yazılardan anlıyoruz. Avukat için korkulan oluyor, karısı komadan çıkıyor. Artık filmin ikinci ve en vurucu bölümlerine geçiyoruz. Avukat artık yeni acıların peşine düşüyor. Bir nevi acı avcısı oluyor. Bir süre daha karısının komada olduğunu söylüyor ancak yalan ortaya çıkınca insanların acıma duygusunun yerini iğrenme duygusu alıyor. Çünkü birinin size acımasını istemek ve o duyguyla hareket etmesi sağlamak bir yer o kişiyi sömürmektir. Avukatın çevresi artık sömürülmek istemiyor. Portakallı kekler ve kuru temizlemecideki indirim son buluyor. Dipsiz bir kuyuya düşen avukat artık acıdan yoksun olduğu için yapamayacağı hiçbir şey yok. Ancak yeni acı arayışları işe yaramıyor. İşe yarmadıkça avukat daha da kötüleşiyor. Absürtlüğün dozu artıyor. 

Avukatı canlandıran Yannis Drakopoulos aslında bir komedyen, felaketler karşısındaki absürt soğukkanlılığı öylesine başarılı ki seyirciye müthiş bir deadpan oyunculuk örneği sunuyor. Filmin anlatısına müzikler de destek oluyor. Kadın komadayken Beethoven’ın “Neşeye Övgü”sünü duyuyoruz, komadan çıktığında ise Mozart’ın “Requiem”i duyuluyor. Bu zıtlıklar eşliğinde kaçınılmaz sona gidiyoruz. Film, yine avukatın gözyaşları ile son buluyor. 







 

YORUMLAR

  • 0 Yorum