Meltem Yılmaz

Meltem Yılmaz

[email protected]

Pandemi sonrası dijital yaşam

05 Mayıs 2021 - 11:18 - Güncelleme: 05 Mayıs 2021 - 11:21

"Evet, fırtına geçecek, insanlık hayatta kalacak, - çoğumuz hala hayatta olacağız - ama farklı bir dünyada yaşayacağız."

Bu alıntı; Sapiens, Homo Deus ve 21. Yüzyıl İçin 21 Ders kitaplarıyla dünyanın en çok okunan tarihçi ve düşünürlerinden olan Yuval Noah Harari’nin, Mart 2020'de Financial Times'da yayımlanan yazısından. Harari, bu yazısında kısa vadeli, acil durum önlemlerinin çoğunun, hayatın demirbaşı haline geleceğini; tarihsel sürecin hızlanacağını söylemişti.

"Herkes evden çalıştığında ve yalnızca uzaktan iletişim kurduğunda ne olur? Tüm okullar ve üniversiteler çevrimiçi olduğunda ne olur? Normal zamanlarda hükümetler, işletmeler ve eğitim kurulları bu tür deneyler yapmayı asla kabul etmezler. Ancak bunlar normal zamanlar değil." 

Bu yazının üzerinden bir yıl geçti. Peki bu süreçte neler yaşadık, sosyal deneylerde ne durumdayız?

Evden çalışma kalıcı olacak

Avrupa İstatistik Ofisi'nin 2020'nin ilk aylarında açıkladığı verilere göre; Türkiye'de evden çalışanların oranı yalnızca %2.2'ydi. Avrupa ülkeleri arasında evden çalışmada başı %14 ile Hollanda çekiyordu. Dünya Ekonomik Forumu'nun 2020 sonunda açıkladığı verilere göre ise; Avrupa'da evden çalışma oranı 50'ye yaklaşırken Türkiye'de %20'yi aştı. Öte yandan başta Koç Holding olmak üzere birçok büyük grup, evden çalışma sistemine kalıcı olarak geçeceklerini duyurdu.

Peki bu yeni çalışma sisteminden memnun muyuz? Çevremde pandemide evden çalışmaya geçen tüm arkadaşlarım sistemin devam etmesinden yana. Vakit kaybı yaşamadıklarını, çok daha verimli ve rahat çalıştıklarını söylüyorlar.

Harvard Üniversitesi’nin araştırmasına göre; çalışanların yüzde 81’i eskiden olduğu gibi tam zamanlı olarak ofise dönmek istemiyor. Yüzde 27 tamamen uzaktan çalışmak isterken, ofise haftada iki ya da üç gün gitmek isteyenlerin oranı yüzde 61. Yani işe sosyalleşmek için gitmek istiyorlar diyebiliriz ki bana sorarsanız en mantıklı sistem bu.

Diğer yandan, hem verimliliğin artması, hem fiziki ofis giderlerinin kalkması ya da azalması işverenlere cazip geliyor. Tüm bu tabloya bakıldığı zaman, evden çalışmanın şu an için bilmediğimiz bir oranda sisteme uygun olan sektörler için kalıcı olacağını söyleyebiliriz.

Uzaktan eğitim devam edecek ama nasıl?

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, detay vermese de geçen mart ayında “Salgın bitse de online eğitim kalıcı olacak. Bu süreç bize bazı dersleri uzaktan eğitimle verebileceğimizi gösterdi. Eğer salgın olmasaydı yıllar alacak bir deneme sürecini aşmış olduk” açıklamasında bulunmuştu.

Burada önemli bir paragraf açmak gerekir ki; uzaktan eğitimin önündeki en büyük engel fırsat eşitsizliği. Pandemi sürecinde interneti ya da bilgisayarı olmadığı için milyonlarca öğrenci eğitim alamadı, alamıyor. Özellikle de çok çocuklu ailelerde, aynı saatlere denk gelen derslere katılmak büyük sorun oluşturuyor. Yüz yüze eğitime destek olarak uzaktan eğitim kalıcı olabilir evet ama öncelikle öğrencilerin eğitime erişim sorununun acilen çözülmesi gerekiyor.

Ya sosyal medya olmasaydı?

Pandemi döneminde sosyal medya kullanımı oldukça arttı. Hepimiz bunun farkındayız elbette ama sayısal veriler gerçekten çok çarpıcı. Commencis 2021 Sosyal Medya Raporu’na göre pandemi sürecinde dünya genelinde sosyal medya kullanımı yüzde 72, paylaşımlar ise yüzde 43 arttı.

Düşünüyorum da pandemi sürecinde sosyal medya olmasa çok korkunç olmaz mıydı? Yine bir şekilde delirmemizi engelledi bence! Görüşemediğimiz arkadaşlarımızla online da olsa bir araya geldik. Yaşadıklarımızı, düşündüklerimizi paylaştık; bizimle aynı endişeleri paylaşanlar olduğunu, yalnız olmadığımızı gördük... Belki de ben bir sosyal medya sevdalısı olduğum için böyle düşünüyorum, kimileri de “Vah, vah bağımlı olduk!” diyebilir...

Online alışveriş alışkanlık oldu

Pandeminin en büyük kalıcı etkilerden biri de online alışveriş alışkanlığı olacak gibi görünüyor. Deloitte’nin araştırmasına göre; pandemi döneminde tüketicilerin yüzde 84’ü e-ticareti daha çok tercih etmeye başladığını söylüyor.

E-ticarete yönelime en çok etki eden unsurlar sırasıyla şöyle: Kalabalıktan kaçınma isteği (yüzde 67), ürün seçeneklerinin daha fazla olması (yüzde 64), evden alışveriş yapmanın daha konforlu olması (yüzde 57), mesai saatleri ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle mağazalara ayıracak vaktin olmaması (yüzde 55). Araştırmaya göre; pandemi sonrası bu etki kalıcı olacak ve 10 tüketiciden 8'i online alışverişi tercih edecek.

Ben bu konforu bırakmam

Evet, mağaza gezmek de zevkli ama çoğu zaman vakit kaybı olmuyor mu? Ben özellikle market alışverişlerini online yapmaya çok alıştım bu süreçte. Zorunluluktan gelişse de alışkanlık haline geldi. Pandemiden sonra da bu konforu bırakacağımı pek sanmıyorum.

Pandemi hayatımızı tamamen değiştirdi, değiştirmeye de devam ediyor ve belli ki bu değişimlerin kalıcı etkisi büyük olacak. Yaşayıp göreceğiz. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum