Özgen Aydos

Özgen Aydos

[email protected]

Katilin adını büyük puntolarla yazmak gerekiyor; CEMAL METİN AVCI

16 Mayıs 2022 - 09:48

Ali İsmail Korkmaz Gezi Parkı eylemleri sırasında Eskişehir’de yerde tekmelenerek öldürüldükten sonra söylemişti annesi; “Aliş’imi dövdüler tekmelediler. Çok acı çekti yavrum. Keşke kurşunlasalardı oğlumu” diye.
Özgecan Aslan, Mersin’de tecavüze uğrayıp katledildikten sonra demişti annesi; “Çok acı çekmiştir kızım, keşke kurşunla öldürselerdi” diye.
Vahşice öldürülen Pınar Gültekin’in annesi de şöyle haykırdı: “Muğla'ya her gittiğimde kızımın yanık kokusunu alıyorum.”

Rahmetli ananem hep “Ölümün de hayırlısı olsun” derdi. O yaşlarda anlamazdım ölümün hayırlısını, ölümün kendisi zaten kötüydü hayırlısı nasıl olacaktı ki? Ali İsmail’in, Özgecan’ın, Pınar’ın annelerini dinledikten sonra anladım varmış ölümün hayırlısı. Yatağında ölmekle bir cinayete kurban gitmek bir tutulabilir mi? Bir ülkeye kaç vahşet sığar gerçekten? Burada önümüz arkamız kan, yanımız yöremiz mezar, sağımız solumuz ölüm.  İnsanın aklına kaç mezar sığar ki? Buyurun alın aklımızdan o mezarlıkları kolaysa, oralara da AVM dikersiniz.



Pınar Gültekin 27 yaşındaydı, üniversite öğrencisiydi. Babası, “İlkokuldan sonra okutmam” demişti de Pınar “okuyacağım” diye tutturmuştu. Sadece bu cümleden azmini anlamak mümkün. Okutmam diyen erkeklere karşı çıkmak ne yazık ki hala zor çünkü bu ülkede. Pınar’ı bir katalogda, bir dizide görebilirdik. Öyle güzel bir genç kadın çünkü. Yüzüne bakınca çiçekler açtıran türden. Ama biz onu gazete manşetlerde tanıdık. Kocaman puntolarla şöyle yazıyordu gazetede; “Pınar’ı boğdu, yaktı, üstüne beton döktü.”
Çok zorlamayan aklınızın sınırlarını. Böylesi bir cümleyi anlamlandırmak, içine girmek kolay değil. Pınar bu cümleyi yaşadı. Boğuldu, bir varilin içine konulup yakıldı ve üzerine beton döküldü. 

Aslında katilin adını da büyük puntolarla yazmak gerekiyordu her yere: CEMAL METİN AVCI. Cemal Metin Avcı 32 yaşında, evli, bir kız çocuğu babası. Pınar Gültekin’in eski sevgilisi olduğu da söylendi, aralarında hiçbir ilişki olmadığı da Pınar’ın peşinden çok koştuğu da. Kimin kimin neyi olduğu meselelerine takılmamamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bazen cümlelerimiz istemeden de olsa bir cinayeti meşrulaştırabiliyor. Açık olan tek şey var; Cemal Metin Avcı bir KATİL. 
Yakalandıktan sonra verdiği ifadeyle her duruşmada verdiği ifadeler de farklı olan bir katil üstelik. Her duruşmada Pınar’ı suçlayarak paçayı yırtacağını düşünen bir uyanık, bir asalak. Pınar’a demediği laf kalmadığı gibi en son “eskort” dedi. Bu laf resmen ciğerime dokundu. Velev ki eskort bu ölümü hak ettiği anlamına mı geliyor? Aslında evet geliyor, hangi hayat kadını cinayetinden sonra ortalık ayağa kalktı, kim onların katilleri peşine düştü? Hepsi unutuldu gitti hiç var olmamışlar gibi.

Pınar var oldu. Onu seven ailesi oldu, arkadaşları oldu. Eğlenmeyi, üzülmeyi bildi, sevdi. Sevildi. Sonra bir katil çıktı onu bu hayattan kopardı. Sonra da mahkemelerde kendini iftiralarla savundu. “Pınar benden para almak için içkime uyuşturucu koyup beni erkeklere istismar ettirdi” bile dedi. Daha fazla ceza almamak hatta belki küçük aklıyla serbest kalmak için. Bir kadını boğan sonra yakan ve üzerine beton döken bir adamın serbest kalma çabalarına bakarken sadece öfkeleniyorum. Bu öyle bir öfke duruşma salonlarının duvarlarını yıkar. Bu öyle bir öfke ki dünyayı yakar. Biliyorum ki tüm kadınlar birleşsek yer yerinden oynar.  
Bugün Pınar’ın davası var. Her duruşma için “karar duruşması” denilmesine karşın katil Cemal Metin Avcı yeni deliller sunacağını söyleyerek davayı erteletiyor. Yaktığı, öldürdüğü, üzerine beton döktüğü bir kadın bedenini, bir insan canını bir köşeye koyup “yeni deliller” çıkaracağını iddia ediyor. Gözü dönmüş bir katil aylardır kendini aklamak için bahaneler uyduruyor. 

Bazı cezalar ne kadar jet hızıyla çıkıyor değil mi mahkemelerden? Pos bıyıklı, ince bıyıklı, saçları seyrek bazı adamların bir cümlesiyle suçsuz insanlar cezaevine giriyor; müebbet hapisle. Bazılarının ömrünün yetmeyeceğini bilerek on yıllarca hapis veriliyor. “Yakarak öldürdüm” diyerek suçunu itiraf eden bir katil içinse yaklaşık iki senedir, 11 duruşmadır karar verilemiyor. 
Özdemir Asaf’ın dediği gibi, “Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.” Biz çoktandır bu ülkede sadece beyazı değil; alı, moru tüm renklerimizi kirletmelerine izin veriyoruz. Sadece Pınar’ın ailesi için değil, sadece vicdanımızı rahatlatmak için değil, uzun zamandır bize layık görülen bu düzenden, üzerimize sinen bu çirkinlikten biraz olsun temizlenmek için bugün çıkacak cezaya ihtiyacımız var. Dalından koparılan, yaşamasına izin verilmeyen, acı çeken ve hoyratça aramızdan alınan tüm gençlerimiz için bu cezaya ihtiyacımız var. Pınar’ın ailesinin ise hiçbir mahkemenin yılgın hoşgörüsüne ihtiyacı yok; onlar hakları olanı istiyorlar. Pınar Gültekin için adalet; şimdi hemen!

YORUMLAR

  • 0 Yorum