Zeynep Bilgin

Zeynep Bilgin

[email protected]

Borçluyuz!

16 Kasım 2021 - 11:02

Merak etmeyin, ekonomimizin gidişatı ya da dış borçlarımızdan söz etmeyeceğim. Bu konularda okuyabileceğiniz çok daha yetkin kişiler var zira… Benim bugün derdim başka, biz bir nesle borçluyuz, ondan bahsedeceğim. 

Uzun zamandır hem işlerime hem de içinden çıkılamaz gibi görünen bu korkunç günlere öyle takılıp kaldım ki iki satır yazacak gücü bulamıyordum kendimde. Ta ki bugün sosyal medyada paylaşılan bir videoyu görene kadar… Bu video ne zaman çekildi, her zamanki gibi en son ben mi gördüm, ne oldu bilmiyorum ama benim için yeni bir video.

Videoda orta yaşlı bir kadın artık dışa bağımlı olmadığımız ve gençlerin aslında ne kadar iyi şartlar altında yaşadıkları konusunda bir miktar ahkâm kestikten sonra o gençlerin arasından bir tanesi çok can alıcı bir şey söyledi (gerçi hepsi çok nokta atışı tespitler yaptılar ama ben özellikle bu kısım üzerinde durmak istiyorum). “Biz eskiden yağ kuyruklarına giriyorduk” dedi kadın, belli bir mesafeyi göstererek; “Böyle kuyruklar uzanıyordu” gibi bir laf etti. Karşısındaki genç de (sözcüğü sözcüğüne hatırlamasam da) şöyle dedi: “Acaba şimdi yağ çok pahalı olduğu için uzanmıyor olabilir mi o kuyruklar!” 

Büyük olasılıkla taş çatlasa 13-14 yaşında bir genç (genç sözcüğünü gelişim dönemlerini bilmediğim için değil bunu özellikle tercih ettiğim için kullanıyorum) bunu söyleyen, daha küçük bile olabilir yaşı. Peki, ne oldu da daha bu yaşta (yani derdinin okulu, arkadaşları, ilk aşkı falan olması gereken bir çağda) hayat pahalılığı konusunda karşısındaki orta yaşlı kadından daha bilinçli hale geldi? 

Turgut Uyar’ın o muhteşem şiirinde dediği gibi; “Çünkü açlık çoğunluktadır.” 

Çünkü, ne yazık ki, yaşamı boyunca başka bir şeyi deneyimlemedi bu gençler! Ne kadar acı değil mi? Bu ülkenin bir nesle verebildiği tek şey erkenden olgunlaşma şansı! Bizim ve daha önceki kuşakların da o yaşlarımızda böyle bir şansımız yoktu doğrusu. Biz o sıralarda en fazla gireceğimiz sınavı kazanacak mıyız diye kaygılanırdık, içimizde yeni yeni yeşermeye başlayan o ilk aşkları konuşurduk, ailemizde bir sorun varsa ona üzülürdük… Hemen hemen hepimiz için böyleydi durum. Ülkenin gidişatını tartışmazdık kendi aramızda ya da zamları, kira artışlarını, asgari ücretin kaç lira olması gerektiğini konuşmazdık. Şimdilerde ilk gençlik yıllarını yaşayanlar içinse başka bir gündem maddesi yok gibi. Çünkü buna mecbur bırakıldılar!

Yine de ben en çok bu kuşaktan umutluyum. Z kuşağını ve sonrasında ismi konulan son kuşak olan Alfa kuşağını büyük bir merakla, ilgiyle, hatta hayranlıkla izliyorum. Büyüklerimizin ve bizim kuşağımızın çoğunun da aksine ben bu yeni nesillerin bizlerden çok daha iyi insanlar olduklarına, olacaklarına inanıyorum. Bizlerden çok daha nesnel bir bakış açısına sahipler ve bu da onların daha gerçekçi değerlendirmeler yapmalarına olanak sağlıyor. Herhangi bir şeye yalnızca duygusal gerekçelerle bağlanmıyorlar örneğin, buna ülke de dâhil! Bireysel gelişimlerinin ne kadar önemli olduğunun farkındalar ve kendilerini yalnızca kendi çevrelerinden alacaklarıyla sınırlamıyorlar. Dünya vatandaşı olmaya çok daha yatkınlar yani bizden. Üstelik kendilerini de diğer canlıları da doğanın bir parçası olarak görmeyi biliyorlar. Yani bizlere anlatılan o insanın en üstün varlık olduğu, bütün dünyanın hatta evrenin sadece insanın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı masallarına karınları tok!

Alıştığımız şekilde düşünmedikleri, davranmadıkları ya da konuşmadıkları için kıyasıya eleştiriyor hatta yargılıyoruz onları ama tutuculuk ediyoruz bana kalırsa… Her şeyin doğrusunu kendimizin bildiğine yönelik kibrimiz de cabası! 

Umarım bizler onlara uyum sağlayabilir ve elimize geçen ilk fırsatta ülkenin daha iyiye gitmesi yolunda onların önünü açabilecek bir adım atabiliriz elbirliğiyle! Onlara en azından bunu borçluyuz…
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum